W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012
Ana Sayfa » Güncel, Haberler, Yazarlarımız » Şeffaflaşma Sorunu

Şeffaflaşma Sorunu

17 Aralık sonrası çokça dillendirilen ve servis edilen yolsuzluk kasetleri ile iktidarın manevra kabiliyeti zayıfladı. “Tek adam iktidarı” ve “yönetimde keyfiyet” üzerinden şekillendirilen yönetim şekli işlemez hale geldi.

Gezi parkı eylemlerinde oluşan talep ve itirazları göz önüne almayan, bunları toplu olarak kendi mevcudiyetine tehlike olarak gören iktidar partisi; “bu tehlike sarmalını” bahane ederek demokrasiyi tamamen askıya alma yolunu seçti. 2006 yılından sonra AB’ye katılım hedefini Ankara’ya dâhil olmak olarak değiştiren iktidar, devletin kurum ve kuruluşlarında kadrolaşma faaliyetlerine hız verdi.

Türkiye’nin demokratikleşmesinin en önemli yol haritası Avrupa Birliği ilerleme raporları, bir anda çöpe atılması gereken kâğıt parçaları haline geldi. Avrupa birliği üyelik hedefinden uzaklaşılması anti-demokratik uygulamalarında önünü açtı.

Siyasi cinayetlerle devletin kararlı bir şekilde mücadele etmesi gerekliliğin yerini, bu cinayetlerde dahli olan devlet memurlarının terfi edilmesi aldı. Hrant Dink cinayeti bu duruma verilecek en iyi örneklerden biridir. Trabzon Emniyet Müdürlüğü, Trabzon il jandarma komutanlığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Valilik özelinde oluşturulan cinayet şebeke destek birimine destek verildi. Bu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığı gibi bu kişiler terfi ettirilerek mükâfatlandırıldılar. Bu gelişmelerin nihayetinde ciddi eksiklikleri olan savcının mütalaasından beter bir karara imza atıldı. Birkaç gencin milliyetçi hisleriyle ve intikam duygusuyla bu cinayete bulaştıkları sonucuna varıldı. Yargıtay süreci sonrasında Adalet arayışı devam etse de devletin bu sürece müdahil olma hissiyatı ve isteği devam etmektedir.

21 Aralık 2011’de Roboski’de 34 Kürt köylüsünün üzerine bombalar yağdırılması ve katledilmesi olayında da benzer süreçler yaşanmıştır. İktidarın, devletin hegemonik kurumlarını eline geçirmesi nedeniyle katliamın fail ya da faillerini ortaya çıkarmama konusundaki ısrarı sürmektedir. Bizzat başbakan tarafından talimatın verildiği tarzı haberlere rağmen bu katliam üzerindeki sis perdesi ortadan kaldırılmamıştır. Söz konusu olan Kürtler ve maruz kaldıkları katliamlar, anti demokratik uygulamalar olduğunda hep bir “Olağan üstü hal bölgesi” ve “Garnizon Devleti” anlayışı egemenliğini sürdürmeye devam etmektedir. Benzer olguları KCK davasında, Umut kitapevinin bombalanması olayında ve Zirve katliamı türü birçok olayda görüyoruz.

Devletin demokratikleşmeme ve Şeffaflaşmama pratiği sadece siyasi alanda vuku bulmamaktadır. 17 Aralık sonrası çokça gözler önüne serilen “Yolsuzluk uygulamaları” önceki süreçlerde de benzer şekilde uygulandı.

İktidarın hesap verebilir olmasının en önemli göstergelerinden biri olan Sayıştay Raporları sağından solunda kırpılarak, rapor sayıları azaltılarak ve gizlenerek hem kamuoyundan hem de bizatihi Sayıştay’ın kendisinden saklanmıştır. Önceki iktidarlar döneminde çokça dillere pelesenk edilen “Örtülü ödenek” bu iktidar döneminde iktidarının bütçesinin büyük bir kısmını kapsar hale gelmiştir.

Şeffaflaşma sorunu, ekonomik, siyasi, hukuki ve sosyal birçok boyutu olan önemli bir olgudur. İktidarın performansının değerlendirilmesini ve bu performans değerlendirmeleri sonrası hesap sorulmasını sağlar.

Hasıraltı edilen raporlar, iktidarın yaptığı anti demokratik uygulamalar nedeniyle kamuoyu tepkisine kısmen set çekilmesine neden olmaktadır.

Yine son olarak 4 bakan hakkında ortaya atılan “Rüşvet ve Yolsuzluk” iddialarının meclis genel kurula gelmesi sürecini örnek gösterebiliriz. Bu iddialar nedeniyle hazırlanan Fezlekelerin meclis genel kuruluna gelmesinin asli nedeni nedir?

Cumhur’un ve onun temsil ettiği 546 milletvekilinin bu “Rüşvet ve Yolsuzluğun” detaylarını öğrenmesi ve değerlendirmesi değil midir?

Aynı koruyucu hegemonik iktidar refleksiyle bu zan altında olan “Milletvekillerine” de sahip çıkılmıştır.

Kopenhag kriterlerinden uzaklaşmak haliyle Ankara kriterlerini ön plana almayı gerektiriyor. Bu yanlış algının altyapısının oluşturulması da,” Biz bize yeteriz” tarzı paradigmaların yaratılmasını gerektiriyor. Bu paradigmanın yanlış olduğunu ifade eden gazetecilerinde işine son verilme süreci bizzat uygulanıyor.

Dünya nüfusunun %22’sini oluşturan bir coğrafyanın dünya üretiminin sadece %7’sinden pay almasını bile bilmiyor oluyorsunuz.

İşi gücü bırakıp gazeteci avına çıkıyorsunuz…

İşi gücü bırakıp evladı elinden alınan bir anneyi miting meydanlarında yuhalatıyorsunuz…

Yolsuzluğa bulaşanlarla uğraşmak yerine konuyu “paralel yapı” diyerek kestirip atıyorsunuz…

Barış ve Çözüm sürecine yönelik hiçbir adım atmıyorsunuz…

Ve hepimizi kaybedenler safına katıyorsunuz…

Kürt sorununun kalıcı bir barışa evrilmesi ve anayasal güvence altına alınmasının yolu da “Şeffaflaşma ve Demokratikleşme” den geçiyor.

Umarım bu gerçeği daha çok şey kaybetmeden anlarsınız…

 

20 Mart 2014

Suat Şahin Koroğlu

Yüzleşme Derneği

URL: http://yuzlesmedernegi.org/?p=971

Kategori . Mar 20 2014. Kategori Güncel, Haberler, Yazarlarımız. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilirsiniz. Geri izlemeye kapalı

Yorum yaz

Resmi İdeoloji sempozyumu

300x260 [Site Wide - Sidebar]

VIDEOLAR

Son Yorumlar

    Takvim

    Aralık 2017
    P S Ç P C C P
    « Eki    
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    25262728293031

    © 2017 Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği. All Rights Reserved. Giriş - Designed by Gabfire Themes