W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012
Ana Sayfa » Güncel, Konuk Yazar, Yazarlarımız » Sanat ve barışa dair A. Hicri İZGÖREN

Sanat ve barışa dair A. Hicri İZGÖREN

a hicri izgoren

 

Geçtiğimiz 24 Eylül’de, uluslararası alanda, neredeyse tüm dünyada 100’den fazla ülkede, her kıtada binlerce şehir ve noktadan aynı tarihte “Değişim için yüzbin şair” adı altında şiirin, edebiyatın, sanatın gücünü pekiştirmek için aynı günde paralel etkinlikler gerçekleştirildi. Bu etkinliğin Türkiye ayağı olarak da İstanbul ve Mardin düşünülmüştü. Etkinlik aynı tarih ve saatte hem İstanbul hem de Mardin’de gerçekleşti.

Mardin’deki etkinlik “Değişim, Mezopotamya’da başlıyor” adı altında Sabancı Kent Müzesi’nde gerçekleşti. Bu Mezopotamya buluşmasına Diyarbakır, Batman, Şırnak, Mardin, Dersim ve Van’dan birçok şair katıldı. Kürtçe, Türkçe ve Arapça şiirlerin okunduğu etkinlik; ırkçılık, nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı, Türkiye’deki sert kültürel kalıplar, cinsiyetçilik, ötekileştirme gibi olgulara karşı çıkmayı amaçlıyordu. Geciken barış ve toplumsal kısıtlamalara karşı bir şiir algısı kazandırmayı hedef edinen şairler bir anlamda ilgililere değişimi başlatmaları, barışı sağlamaları için çağrıda bulundular.

***

Genel olarak bakıldığında sanat ve edebiyatın bize bıraktığı miras ve birikim, sanatçının ve yazarın baskıya zülme ve savaşa karşı tavrını çok net olarak ortaya koyan örneklerle doludur. Sanatsal duyarlılık, gelecek adına yaşamsal olan her şeyin korunmasını savaşa karşı barıştan yana olunmasında görür ve değerlendirir. Artık anlaşılmıştır ki barışı savunmak, yarını ve insanın geleceğini savunmaktır. Sanat daha iyi yaşama tutkusunun da kurgulandığı bir alan. Bu yüzden ‘barış’ düşüncesi çağdaş sanatın ve sanatçının kafa yorması gereken bir olgu olarak gündemden hiç düşmüyor. “Niçin Savaş” adlı kitabı okudunuz mu bilemiyorum. Bu kitap Albert Einstein ile Sigmund Freud’un yazışmalarını içerir. Bilindiği gibi savaş dönemlerinde, karanlık günlerin etkisiyle, insanlığı dünyanın başına musallat olmuş savaş belasından kurtarmanın yollarını arayan önde gelen aydınların çabalarına tanık oluruz. İşte bu uğraşların en kalıcı ürünlerinden biri de Niçin Savaş? adlı kitaptır.. Gerçekleştirdikleri bilimsel devrimlerle kendi alanlarında XX. yüzyılın ilk yarısına damgalarını vuran Albert Einstein ile Sigmund Freud’un, dünyada barışın kalıcı bir biçimde sağlanması için neler yapılması gerektiğine dair yazışmaları, savaş ve barış üstüne düşünmenin tarihinde kendine “küçük” ama “özel” bir yer açmıştır.

İnsanlığın ufkunu sınırsız dehasıyla sürekli zorlayan Einstein ile insan ruhunun en kuytu köşelerine sızmayı başarmış Freud’un “militan bir barışçılık için savaşmak” zorunluluğunu dillendirdikleri bu mektuplar, savaşın yıkımlarından ders almayıp daha beter felaketlere kürek çeken yolunu şaşırmış tüm “homo sapiens”lere akıllarını başlarına devşirmeleri konusunda -ne yazık ki hâlâ geçerliliğini koruyan- bir uyarıdır.

***

Şairin dediği gibi “Dünyayı tek şey değiştiremez. Ne politika, ne ekonomi, ne sanat, ne spor.” Parçalar birleşir, bir bütün olur. O bütün yaratır dünyayı, o bütün değiştirir. O bütünü oluşturan öğeler birbirlerini tamamlar, birbirlerinden etkilenir. Yepyeni bir uyum yaratılır belki. O uyumun sağlanmasında minicik bir vidanın bile önemi vardır. Savaşla ilgili birçok roman, birçok kitap yazıldı. Beni bu alanda en çok etkileyen Tolstoy ve Hemingway olmuştur.

Yakın çağlarda savaş ve barış üzerine en güçlü yapıtlardan birini Tolstoy vermiştir demekle sanırım hata etmiş olmayız. Tolstoy, “Savaş ve Barış” adlı romanında savaşı ve onun getirdiği yıkımı eşsiz bir ustalıkla anlatmıştır. Evet,”Hayatın, zamanın Rusyası’nın, tarihin, sınıf kavgalarının olağanüstü bir tablosu; insana insanlığa ait ne varsa; insanın mutluluğunun ve büyüklüğünün; felaketinin ve küçüklüğünün anlatıldığı bir eserdir Savaş ve Barış.

Sonraları ise Ernest Hemingway “Çanlar Kimin İçin Çalıyor?” romanında İspanya İç Savaşı’nın insan ruhunu derinden yaralayan büyük dramını ortaya koymuştur. İspanya’da yaşanan acımasız bir iç savaşı… Cumhuriyetçi- Faşist kavgasının yol açtığı yıkımı… Oluk oluk akan insan kanı… İnsanoğlunun vahşilikte ve barbarlıkta hayvanları bile gölgede bıraktığını gözler önüne seren acı panoramalar. En hızlı savaş taraftarlarının ve savaşı bütün korkunçluğuyla yaşayanların barış özlemiyle yanıp tutuştuklarını bütün çarpıcılığıyla dile getirmiştir.

***

Ünlü Fransız düşünürü Ernest Renan, savaşın gerçek mağlupları sadece ölülerdir” der. Yazar Heywood ise savaşın acımasızlığını çok fazla söze gerek duyulmayacak bir şekilde; “Barışta çocuklar babalarını, savaşta ise babalar oğullarım gömerler” diyerek dile getirmiştir. Barış içinde bir yaşamı hazırlamada kendine insanım diyen herkese görev düşüyor. Düşünce ve amaçları ne olursa olsun her kesimin ve onları temsil eden kitle örgütlerinin bu konuda aktif rol üstlenmeleri gerekir. Ancak bu sayede savaşı kışkırtan politikaların önüne geçilebilir. Evet. ‘İnsan ve onun geleceğine dair kalbimizi sıkıştıran endişeye rağmen, korku ve umutsuzluk doğmamalı. Korku değil cesaretle savaşın karşısına dikilmek zorundayız.

URL: http://yuzlesmedernegi.org/?p=58

Kategori . Eyl 29 2011. Kategori Güncel, Konuk Yazar, Yazarlarımız. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilirsiniz. Geri izlemeye kapalı

Yorum yaz

Resmi İdeoloji sempozyumu

300x260 [Site Wide - Sidebar]

VIDEOLAR

Son Yorumlar

    Takvim

    Aralık 2018
    P S Ç P C C P
    « Eyl    
     12
    3456789
    10111213141516
    17181920212223
    24252627282930
    31  

    © 2018 Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği. All Rights Reserved. Giriş - Designed by Gabfire Themes