W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012
Ana Sayfa » Basın Açıklamaları, Güncel, Haberler » Blok Milletvekilleri’nin TBMM’ye giriş deklarasyonu

Blok Milletvekilleri’nin TBMM’ye giriş deklarasyonu

1 Ekim’de Meclis’e dönmekararı alan kendilerine oy veren seçmenlerine gelişen süreci ve alınan kararı bir deklarasyon ile duyurdular. İşte Blok Milletvekilleri’nin TBMM’ye Giriş Deklarasyonu
29 Eylül 2011 Perşembe
İşte Blok Milletvekillerinin TBMMye giriş deklarasyonu
HALKLARIMIZA KARŞI SÖZÜMÜZ VE AÇIK DEKLARASYONUMUZDUR
Değerli Halklarımız
Yıllardır bin bir emek ve bedelle sürdürdüğünüz özgürlük ve demokrasi mücadelesinde 12 Haziran seçimleri ile birlikte tarihi bir zafere imza attınız.
AKP’nin arkasına sığındığı %10’luk seçim barajına, tutuklamalara, sokak
işkencelerine, mali imkânsızlıklara, YSK’nın veto rezaletine rağmen gece gündüz
demeden seçim kampanyası yürütüp 36 milletvekilliğini elde ettiniz. Emek,
Demokrasi ve Özgürlük Bloğunu, kısa sürede Türkiye toplumunun umudu
haline getirdiniz. AKP’nin giderek artan baskılarına, tek parti ve tek adam olma
heveslerine karşı direnebilecek yegâne örgütlü güç olan Emek, Demokrasi ve
Özgürlük Blokuna güven duyarak, destek vererek, oy vererek tarihi sorumluluk
ve görevinizi layıkıyla yerine getirdiniz.
Gerektiğinde canını bile ortaya koyarak bu süreci zafere taşıyan herkese Halil
İbrahim Oruç arkadaşımız şahsında bir kez daha teşekkür ediyoruz.
Saygıdeğer Halklarımız
12 Haziran seçimlerinden hemen sonra Türkiye’de yeni bir anayasa ve barış
umutları o kadar güçlenmişken, çözüm bir adım ötedeyken kirli eller bir kez
daha devreye girdi ve Hatip Dicle arkadaşımızın vekilliğini hukuksuz bir şekilde
düşürdüler. Tutuklu olan vekil arkadaşlarımızın tahliyelerini engellediler. Aynı
dönem içerisinde İmralı’da Sayın Öcalan tarafından hazırlanan protokolü
reddettiler, müzakerelere bir anda son vererek, hazırlığının çok önceden
yapıldığı anlaşılan yeni bir tasfiye, ezme hamlesini başlattılar. Bütün bu
süreçlerin en öndeki aktörü ve sorumlusu şüphesiz ki AKP Hükümetiydi.
Seçimler sonrası oluşan olumlu hava bir anda yerini tam tersi bir atmosfere,
kaygıların arttığı bir ortama bıraktı. İşte tam da o günlerde, adım adım
geliştirilmekte olan savaş konseptinin önüne geçmek, savaş baronlarına geri
adım attırmak ve savaş politikalarını teşhir etmek için yemin etmeme ve meclis
çalışmalarına katılmama kararı aldık. Çünkü demokratik siyasete açıkça bir
darbe yapılmış, bundan sonra her türlü çılgınlığın yapılacağı mesajı verilmişti.
Bizler sorumluluğumuzun ve siyasi ahlakımızın gereği olarak öylesi bir ortamda
hiçbir şey olmamış gibi davranamazdık. Elbette ki bir tavır sergilememiz ve
mücadelede geri adım atmadan ilerlememiz gerekiyordu. Bu nedenle; o günün
koşullarında almış olduğumuz boykot kararı son derece haklı, onurlu ve meşru
bir karardı. Nitekim bu kararımız halkımız ve bizi destekleyen blok çevrelerince
büyük oranda olumlu karşılanmıştır.
Siyasete yapılan bu müdahalenin olası bütün olumsuz sonuçlarını ortadan
kaldırmak veya en aza indirmek için o dönemde AKP’ye açık çağrılar yaptık.
Eğer kendileri de bu gidişatın tehlikelerinden artık kaygı duyuyorlarsa birlikte
hareket etme ve bir protokol çerçevesinde uzlaşarak tehlikeleri ortadan
kaldırmayı istedik. TBMM başkanının çağrısı üzerine de AKP yetkilileri ile
iki defa bir araya geldik. O görüşmelerde kaygılarımızı açıkça AKP heyetine
aktardık. Bizim boykot kararımızla birlikte asıl derdimizin olası bir savaşı
önlemek olduğunu, eğer AKP’nin kendisi de adım adım ördüğü bu savaş sürecini
durdurmak istiyorsa demokratik siyasetin önünü açacak bir duruş sergilemesini
istedik ve bu konuda ısrarcı olduk. O dönemde savaşın önüne geçebilirdik,
bunu AKP heyetine açıkça söyledik, ama Başbakan’ın kendisi diyalog kurmayı
denemek yerine, yemin etmezlerse görüşmem diyerek şantaj yapmayı
tercih etti. Kamuoyunun da izlediği şekilde sadece dışlayıcı, teslim almaya,
itibarsızlaştırmaya dönük tutumlarla karşılaştık.
Bütün iyi niyetli girişimlerimize ve çağrılarımıza rağmen bırakın durumun
iyileşmesi için adım atmayı, her geçen gün durumu biraz daha ağırlaştıran bir
saldırı kampanyası ile karşı karşıya kaldık. Özellikle yandaş medyanın da gücü
kullanılarak çok yoğun bir psikolojik harekâta tabi tutulduk. Her gün onlarca
arkadaşımız, seçilmişler, gençler, kadınlar KCK operasyonları adı altında siyasi
soykırıma tutulmaya devam edildi.
Yeni bir grup olmamız, BDP’nin istifalar nedeniyle boşalmış olması nedeniyle
yaşadığımız örgütsel zafiyet de, fiziki saldırıları engellememizi zorlaştırdı. Bu
nedenle haklı ve meşru boykot tavrımıza karşı yürütülen saldırıları geriletme
konusunda bazı yetersizlikler yaşadık. Halkımızın moralini bozacak psikolojik
saldırıları yeterince durduramadık. Ancak bu eksiklik ve yetmezliklere rağmen
demokratik siyaset üzerindeki faşizan baskıları teşhir etmeyi ve çözülmesi
gereken bir sorun alanı olarak hükümetin önüne koymayı sağladık. Siyasetin
sadece parlamenterizme hapsedilemeyeceğini sokakta halkımızla yana yana
olarak göstermeye çalıştık. Meclis tatile girmiş olmasına rağmen bizler siyaseti
tatile sokmadık. Her hafta grup toplantılarımızı yaparak yoğun bir eylem
pratiği içinde de olduk. Bu süre zarfında mecliste değildik ama siyasetin tam da
merkezindeydik.
AKP’den hiçbir adım atılmayacağından emin olunca da kendi kararlarımızı,
artık AKP’nin tutumuna bağlı kalmaksızın, gelişmelere göre kendimiz alacağız
diyerek bu güne kadar da boykot tavrımızı sürdürdük. Boykotun başladığı ilk
günlerde eğer AKP’ye pratik bazı adımlar attırabilmiş olsaydık, o günden bu
güne kadar yaşanan birçok ölümü de engellemiş olacaktık. Bu nedenle; bizlerin
AKP ile uzlaşma ve protokol arayışı teknik bir yemin meselesi değil gerçek
bir barış arayışıydı. Biz hiçbir zaman Meclise dönmek için AKP’den izin ya da
icazet istemedik. Meclisi özel mülkiyeti zannedenlere karşı da asla tavizkar
davranmadık. Meclis halkındır dedik ve bizler meclise gitmek için halkımızdan
zaten yetki ve icazet aldığımızı her fırsatta belirttik.
Yine bu gün yaşanan savaş ortamından şikâyet edenler, boykot kararı
nedeniyle BDP’ye saldırmak yerine AKP’ye baskı yaparak pratik adım atmasını
sağlasaydılar, çok daha doğru bir iş yapmış ve savaşı engellemiş olurlardı.
Herkes şunu iyi anlamalı ki savaşın yeniden başlamasının nedeni BDP’nin
boykotu değildir. Tam tersine savaş yeniden başlamasın, hükümet bir an önce
pratik adımlar atsın diye BDP boykot kararı almıştır. Ancak ne yazık ki AKP
Hükümeti en küçük barış arayışına bile ciddiyetsizce, saygısızca yaklaşarak
bütün girişimlerimizi heba etmiştir.
Değerli halklarımız
Bütün yetmezliklerimize rağmen boykot tavrımızın arkasında durarak
bizleri destekleyen herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz. O günün siyasi
koşullarında aldığımız haklı boykot kararımız bir direnişti, bir tavırdı. Bu gün
ise gelinen aşamada yeniden bir tavır ve duruş belirleme ihtiyacı hissediyoruz.
Başta DTK ve Çatı Kongresinin önerileri olmak üzere bu güne kadar meclise
dönmemiz konusunda yapılan bütün tartışmalara değer veriyor ve birer destek
olarak görüyoruz. Hakeza meclise dönmememiz hususunda yapılan çağrılardaki
kaygıları da anlıyor ve değer biçiyoruz.
Bu aşamadan sonra savaşa karşı barışı daha güçlü savunabilmek için, saldırılara
karşı direnişte olan halkımıza meclisten de destek olabilmek için, bize güvenen
Kürtlere, Türklere, Süryanilere, Araplara, Çerkezlere, Ermenilere, kadınlara,
Alevilere, Sünnilere, başörtüsü mağdurlarına, sosyalistlere, demokratlara,
engellilere, öğrencilere, emekçilere, farklı cinsel eğilimi olanlara, işsizlere
yani ezilen bütün toplumsal kesimlere verdiğimiz sözün gereğini daha iyi bir
şekilde yerine getirebilmek için, siyasi operasyonlara karşı direniş cephesini
güçlendirmek için, Hatip Dicle ve tutuklu bütün siyasetçilerin özgürlüğünü
sağlama mücadelesine katkı sunmak için, halkın iradesiyle alay edenlerin
ikiyüzlü yaklaşımlarını teşhir etmek için, AKP’ye rağmen ve AKP’yi geriletmek
için;
doğruluğuna inandığımız siyasi bir direniş hamlesi olarak 1 Ekim’den itibaren
meclis çalışmalarına katılma kararı almış bulunmaktayız.
Bu kararımızın ilgili bütün çevrelerce iyi bir fırsata dönüştürülmesini
arzuluyoruz. Demokratik siyasetin önünü açarak, müzakereleri bütün
muhataplarıyla yeniden ve daha sağlıklı bir çerçevede başlatarak barışı
sağlamak için herkesi daha akılcı davranmaya, boykot kararımıza rağmen
kaçırılan barış fırsatının, dönüş kararımızla birlikte telafi edilmesini diliyoruz.
Emek, Demokrasi ve Özgürlük bloğu olarak önümüzdeki dönemin zorlu bütün
süreçlerini karşılamaya hazır olduğumuzu, geçmiş dönemin yetmezlikleri
nedeniyle halkımıza karşı özeleştirimizi pratiğimizle vereceğimizi belirtiyor, bu
kararın hayırlı olmasını diliyoruz.
EMEK DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK BLOĞU TBMM GRUBU

URL: http://yuzlesmedernegi.org/?p=52

Kategori . Eyl 29 2011. Kategori Basın Açıklamaları, Güncel, Haberler. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilirsiniz. Geri izlemeye kapalı

Yorum yaz

Resmi İdeoloji sempozyumu

300x260 [Site Wide - Sidebar]

VIDEOLAR

Son Yorumlar

    Takvim

    Haziran 2018
    P S Ç P C C P
    « Eki    
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    252627282930  

    © 2018 Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği. All Rights Reserved. Giriş - Designed by Gabfire Themes